Mutlu Evliliğin Sırları

Mutlu bir evliliğin temelinde iletişime özen göstermek yatar. Peki bunu nasıl yapacağız? Her ilişkide olduğu gibi evlilikte de süreklilik önemlidir. Sokaktan aldığınız bir çiçeği eve getirirsiniz birkaç gün sonra solar. Evliliği de iki insanın ortak aldığı bir çiçek gibi düşünün; bakımı yapılmaz ise solar gider, iki taraf da bu birlikteliği sürdürme isteği içinde olmalı ki, bu çiçeğin güneşini, gölgesini ayarlamalı suyunu vermeli ki, evlilik sürsün… Devami..

Kadınlar Artık Daha Geç Evleniyor

Günümüzde kadınlar artık daha geç evleniyor. Özellikle çalışan bayanlar daha geç anne oluyor. Evlilikte aşkı korumak çok önemlidir. Peki kadınlar neden geç evleniyor? Devami..

Evliliğin Kaderi Mutsuzluk Mu

Yaşam Koçu ve İlişki Terapisti Yeşim Varol, ilginç bir örnekleme ile ilişkilerde ve hatta evliliklerde huzurun ve mutluluğun verilen özen ile ilintili olduğunu vurguluyor. mutsuzluğun zeminini kendimiz hazırlıyoruz. ama böyle olmak zorunda değil. Devami..

Evlilik mi bekarlık mı

Evlilik mi, bekarlık mı? 20″li yaşlarınızda deneyim kazandınız ve artık olgun bir kadınsınız, peki yolunuza bekar olarak mı devam etmeli yoksa evlenmeli misiniz diye karar veremiyor musunuz? Birlikteliğin mi, yoksa yalnız kalmanın mı daha iyi olacağına karar vermeye çalışırız. Beraber olmak mı, bağımsız yaşamak mı? Kendini teslim etmek mi yoksa özgür olmak mı? Yaşadığınız olumsuz tecrübeler, hayal kırıklıkları hatta mutsuz bir aile ortamında büyümek bu ikilemi yaşamanıza neden olur. Oysa birçok insan bunun kararını rahatlıkla verebilirken siz hâlâ birçok endişeyi içinizde barındırırsınız. Evlilik değil, ciddi bir beraberlik bile sizi tedirgin etmeye yeterli olur. Bağlılık ve özgürlük noktasında bu hassas dengeyi kurmaya çalışırsınız. Ne zaman o dengeyi aşarsınız, işte o zaman hayatınızda eksik olan şeylere ihtiyaç duymaya başlarsınız.

Uzun soluklu bir ilişkiniz olduğunuzda, ait olma duygusu hoşunuza gidebilir. Fakat bazı noktalarda bu bağlılık kısıtlayıcı olmaya, sizi sıkmaya başlayabilir ve kendi hayatınız üzerinde daha fazla söz sahibi olma ihtiyacı duyabilirsiniz. Eğer bekarsanız ve özgürseniz, içinde bulunduğunuz bağımsız olma duygusu sizin hoşunuza gidebilir fakat sonrasında bu duygu yerini yalnız hissetmenize ve biri ile beraber olma isteğinize bırakabilir. Yeni bir ilişkiye başladığınızda da bağımlı olduğunuzu ve kısıtlandığınız duygusuna yeniden kapılıp yeni bir kısır döngünün içinde kendinizi hissedebilirsiniz.

Kararsızlık yaşıyorsanız

Eğer hâlâ içinde bulunduğunuz durumdan emin değilseniz, ikilemlerin içine düşmeniz çok normal. Bir birliktelik yaşamadan önce ayrılığı düşünüyor ya da bir evlilik yaşamadan önce boşanmayı düşünüyorsanız bu aslında sizin korkularınızın da bir göstergesidir. Oysa özgürlük ve bağlılığı bir arada yaşayabilirsiniz. Temelinde saygı, adalet, dürüstlük ve güven olan bir ilişki yaşadığınızda da hem özgürlüğü tadabilir hem de aitlik duygunuzu tatmin edebilirsiniz.

Birlikteliği ya da evliliği kısıtlayıcı bir durum gibi görmemek ve bakış açınızı genişletmeniz gerekir. Bu noktada empati kurmak, isteklerinizi birbirinize açıkça söylemek ve zaman zaman birbirinizi yalnız bırakmak bir ilişkide yapmanız gereken en önemli şeydir.

İşte her iki durumda da yaşayacağınız avantajlar ve dezavantajlar listesi:

Bekar olmanın avantajları

* Kendinizi keşfetmek ve geliştirmek, yani kendiniz olmak için yeterli özgürlüğe sahipsinizdir. Fedakarlık yapmak zorunda kalmazsınız. İstediğinizi yapabilirsiniz. Örneğin dans dersleri alabilir, İspanyolca öğrenebilir, evinizde kedi ya da köpek besleyebilirsiniz. Ayrıca geride bırakacağınız hiçbir şeyinizde yoktur. İstediğinizde yeni bir ev, yeni bir iş ve farklı bir şehirde yaşamayı bile düşünebilirsiniz.

* Başka birinde mutluluğu aramak yerine kendinizde mutluluğu elde etmeyi öğrenirsiniz.

* Eksiksiz, çok yönlü ve özgürsünüzdür. Gelecekte yaşayacağınız ilişkilerinizde daha mükemmel vasıflarla girme şansına sahip olabilirsiniz. Her anlamda tam bir donanıma sahip olmak, tek başına rahat bir yaşam sürebilmek ve ayaklarınızın üzerinde dimdik durmak ilerde yaşayacağınız ilişkilerinizi olumlu yönde etkileyecektir.

* Mali konularda daha fazla söz hakkına sahipsinizdir. Nereden alışveriş yaptığınız ya da yüksek bir fiyata aldığınız ayakkabı için hesap vermek zorunda değilsinizdir.

* Her erkekte olan horlama, yorganı çekme, geğirmek ve tıraş takımlarını lavaboda bırakmak gibi sinir bozucu durumlarla karşı karşıya kalmazsınız.

* Kız arkadaşlarınızla, ailenizle ve gönül işlerinizle daha fazla vakit ayırabilirsiniz. İhmal ettiğiniz ve size destek olan kişilerle ilişkilerinizi rehabilite etme şansınız olur.

* Dışarıya rahatlıkla çıkabilir ve yeni insanlarla tanışabilirsiniz. Bunun içine yeni erkek arkadaşlarınızı da ekleyebilirsiniz.

* Eve geldiğinizde yemek yapmak, çamaşır yıkamak, evi toplamak gibi zorunluluklarınız olmaz. İstediğiniz zaman bunları yapabilirsiniz. Üstelik en önemlisi gömlek ütülemekten artık yorgun düşmezsiniz.

Evlilik, aşkı öldürür mü? Tartışın!

Bekar olmanın dezavantajları

* Kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Özellikle etrafınızda o kadar çift varken ve aileniz artık biri ile birlikte olmanızı isterken.

* Bunu başarısızlık olarak değerlendirebilirsiniz ve bu konuda kendinizi acımasızca eleştirebilirsiniz. Hatta depresyona bile girebilirsiniz.

* Bekar olduğunuz için etrafınızdaki adaylar arasında bir tercih yapmakta zorlanabilirsiniz. Ama uzun süre bekar kalırsanız ve ince eleyip sık dokursanız elinize geçen fırsatları değerlendiremeyebilirsiniz.

* Flört etmek bir sürüklenmeye sebep olabilir. Kadınlar ve erkekler sürekli farklı şeylerin peşindedirler. Kadınlar kendilerini anlayan, güvenebilecekleri bir erkek ararken; erkekler ise rahat bir ilişki yaşayabilecekleri bir kadın ararlar.

* Bir çiftin sahip olduğu şeyleri gördüğünüzde üzülebilirsiniz. Birbirine ruh ikiziyim diyen ve onunla bir ömür boyu yaşamak istediğini söyleyen bir çifti ya da çocuklarıyla oyun oynayan bir aileyi gördüğünüzde bazı şeyleri kaçırmış hissine kapılabilirsiniz. Fakat evlendiğinizde bile bazı şeyleri geç yaşamış olmak sizi yine üzebilir.

* Sürekli neden bekar olduğunuzu kendinize sorabilirsiniz. Bunu dert edip bir an önce yeni birini bulmak umuduyla karşınıza çıkan her erkekle ilişki
yaşayabilirsiniz. (Sizin bu halinizi gören potansiyel eş adaylarını da bu arada kaçırma şansınız da yüksek.)

* Aileniz ve arkadaşlarınız sizi rahatsız edici yorumlarıyla canınızı sıkabilirler. “Tam sana uygun bir çocuk buldum” diyerek çöp çatanlığa bile başlayabilirler.

Birlikteliğin avantajları

* Birlikteliğin sizin için doğru olduğuna karar verdiyseniz tadını çıkarın.

* Flört etmeye, yeni bir erkek arkadaş bulmaya, ayrılıklara ve boşanmaya son verdiniz. Artık rahatlayabilirsiniz.

* Birbirinizi hem duygusal, hem de maddi yönden destekleme şansına sahipsinizdir. Deneyimlerinizi ve kazanımlarınızı paylaşmak size iyi gelebilir.

* Beraberlik size derinlik katacaktır. Doğruluk, dürüstlük ve inançlar konusunda sizin tatmin olmanıza yardımcı olur.

* İlişkinizde aitlik, güven, istikrar ve devamlılık duygularını hissetmeye başladığınızda gelecek için güzel şeylerde düşünmeye de başlarsınız.

* Bekar arkadaşlarınıza göre kendinizi daha üstün hissedebilirsiniz.

* Arkadaş çevrenizi onun ailesi ve arkadaşları ile genişletebilirsiniz.

* Duygusal olarak kendinizi bağlı ve güvenli hissedersiniz.

Evlilik, aşkı öldürür mü? Tartışın!

Birlikteliğin dezavantajları

* Birliktelik, mutluluk ve memnuniyet için bir sigorta değildir. Çünkü tek başınayken mutlu olamıyorsanız hayatınızda biri olduğunda da mutlu olamayabilirsiniz. Sağlıklı ve uzun soluklu bir ilişki yaşamak istiyorsanız kendinizi eşinizle paylaşmalı, siz de olmayan ama onda olan olumlu özellikleri ondan almaya çalışmalısınız. Aksi takdirde hayal kırıklığı yaşayabilir ve pişman olabilirsiniz.

* Çok fazla deneyime sahip olmadan bir evlilik yaşarsanız ileride ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

* Eğlencenin ve özgürlüğün tadını kaçırmış olduğunuzu düşünebilirsiniz. Özellikle de çocuklar ve ev işleriyle uğraşmak zorundayken.

* Geleceğinizi planlamaya çalışırken kendinizi kapana sıkışmış hissedebilirsiniz.

* Başkalarına karşı sorumlu olduğunuz için (sevgiliniz, eşiniz, ailesi v.s) kızgın olabilirsiniz. Geç kalacağınızı söylemek bile olsa…

* Bazı şeyleri rutin bir şekilde yapmak zorunda olmak (ev işleri gibi) ve bazı rolleri oynamak sizi sinirlendirebilir.

* Yanlış bir erkeğe aşık olup incinebilirsiniz. Özellikle genç yaşta doğru kişiyi bulmak o kadar da kolay değildir.

* Oturmuş bir ilişkiyi bırakıp gitmek günlük yaşadığınız flörtlerden zordur.

* Ailenizle ve arkadaşlarınızla daha az görüştüğünüz için,
yaşamınızın sadece iki kişi arasında geçtiğini düşünebilirsiniz.

* Kendinize ait özel hayatınız kalmayabilir. Onun yakın çevresi ve ailenizin ziyaretleri bazen programınızı bozabilir.

Sizin için en iyisi hangisi?

Bu soru için ne doğru ne de yanlış bir cevap söz konusudur. Çünkü herkes farklı yapılara sahiptir. Fakat kararsızsanız 20″li yaşlarınızda evlenmeyi düşünmemelisiniz. Çünkü bu yaşlar kişiliğinizin gerçek anlamda şekillendiği, sorumluluk almaya ciddi anlamda başladığınız ve kimliğinizi bulmaya başladığınız dönemlerdir. Eğer genç yaşta evlenirseniz ilk etapta sevdiğiniz insanla size ait bir evde olmak cazip gelebilir. Fakat ilişkinizin rutine döndüğünde bu durum size sıkıcı gelmeye başlayabilir. Sizinle yaşıt olan kız arkadaşlarınız sorumluluktan uzak ve rahat bir hayat yaşarken bu sinir bozucu olabilir.

Erken yaşta evlendiğinizde eğer her şey yolunda gitmezse hâlâ önünüzde yaşayacağınız koca bir hayat ve deneyimleyeceğiniz uzun seneleriniz olacaktır. Fakat muhtemelen bir ilişkiyi istikrarlı ve başarılı hale getirebileceğiniz az hayat tecrübenize ve olgunluğa sahipsinizdir. Bir eş ya da sevgili için ne kadar uygun olduğunuzu sorguladığınızda aslında en doğru kararı ön sezilerinize dayanarak karar vermelisiniz. Sakince düşünmeye çalışın. Karşınıza çıkan kişiyi iyi analiz edin. (onun Bay Doğru olabilme ihtimalini düşünerek) Hatta tüm duygularınızı bir kenara not edin. Ortaya çıkan sonuçlara siz de çok şaşıracaksınız.

Ne yaparsanız yapın bir yuva kurup hayatınızı biriyle birleştirmeden önce 10 hayati soruyu mutlaka kendinize sorun.

1. Onu gerçekten seviyor musunuz, o da sizi seviyor mu?

2. Bu insana karşı kendiniz olabilecek misiniz?

3. Büyümeniz ve olgunlaşmanız için bu ilişkide yer var mı?

4. Sizin farklılıklarınız onun özellikleriyle tamamlanıyor mu, ya da tam tersi?

5. Bağlanmak ikiniz içinde kolay mı?

6. Dış etkenlerin etkisinde kalmaksızın sizin için ne hissediyor?

7. Bir birlikteliğin sorumluluğunu alabileceğinizi düşünüyor musunuz?

8. Ailesi ve ailesi ile anlaşabilecek misiniz?

9. Birbirinize karşı toleranslı davranabilecek misiniz?

10. Aynı evde yaşamayı daha önce hiç deneyimlediniz mi?

Ciddi bir ilişki ya da evlilik ilişkisi içine girerken yapılan tercihler bireyin olgunlaşmasına ve ihtiyaçlarını fark etmesine göre şekillenir. 20″li yaşların başlarında bireyler, genel olarak kurdukları ilişkiler içinde birbirine çok yapışık ve neredeyse kader ortaklığı niteliğinde ilişkiler kurmaya müsaittir. İlişkinin içinde hızlı gelişip büyüyen birey, ilişkiden beslenemediğinde ilişkiden çıkmayı talep edebilir. İlişkiden çıkmak bireyin yalnızlık korkularını açığa çıkarabilir ve mutsuz oluşa rağmen ilişki içinde kalınmasına da neden olabilir.

20″li yaşlar bireylerin yeni hayat durumları ile karşılaştıkları ve bağımsızlık duygusunu daha yoğun hissetmek istedikleri dönemlerdir. Bu nedenle kişiler, ilişkinin kendilerini gerçekleştirmelerini engelleyeceği ve olmak istedikleri kendileri olamayacaklarından kaygılanıp ilişkiden kaçabilirler. Ortaya birbirinden zıt görünen iki ihtiyaç çıkar. Birine bağlı olmak, bir ilişki içinde olmak; karşılıklı olarak bir şeyler verip alabilmek anlamını taşır. Her birey bu ihtiyacı hisseder. Yalnız kalmak bağımlılık duygusundan kaçmak olarak değerlendirilemez. Yalnız kalmak bağımlılık duygusunun zıttı değildir. Kaygı verici nitelikte olmadan her insanın tercihli yalnız kalışlara da ihtiyacı vardır. Her ilişki bireylerin yalnızlığını da koruyabilmelidir.

Özellikle evlilik kararı vermeden önce birey kendi olabilme sürecini tamamlamış olmalıdır. Böylece kendi ihtiyaçlarını, ilişkiden beklentilerini, ilişkide yaşayabileceği kaygılarını fark edebilir. Daha keyifli ve doyumlu ilişkiler içine girebilir.

evlenmeden önce bunları mutlaka yapın

Evlenmeden önce bunları mutlaka yapın! Hayatınıza ne zaman birinin gireceğini veya ne zaman evleneceğinizi bilemezsiniz. Bu yüzden siz en iyisi, evlendikten sonra yapamayacağınız şeyleri şimdiden yapın! Dünyayı gezin
Kocanızla seyahat etmenin zevkli olmadığını iddia etmiyoruz ama tek başına maceraya atılmanın heyecanını yabana atamayacağımız da bir gerçek. Haritadaki yerini bile bilmediğiniz ülkelere gidin. Evlenmeden önce pasaportunuzda en az altı ülkenin giriş damgası olduğundan emin olun.

Feminen tarafınızı ortayı çıkarın
Feminen deyince, aklınıza hemen pembe duvarlar gelmesin. Bu şekilde evinize ilk defa gelen bir erkeği elinizden kaçırma riskiniz çok yüksek olur. Evinizin değişik köşelerine dişi öğeler yerleştirin. Örneğin rengarenk, süslü püslü minderler edinin. Çünkü evlendiğinizde kocanızla ortak bir zevke sahip olmanız bekleneceğinden mobilya ve aksesuar seçimine beraber karar vermeniz gerekecek. Sol yüzük parmağınıza evlilik yüzüğünüzü takmadan önce taşlı yüzükler edinin. Çünkü sonra gerçek yüzüğü taktığınızda, onu gölgeleyen başka bir şey takmak istemeyeceksiniz.

Yatağınızın keyfini sürün
İleride yatağın sadece belli bir tarafında sevdiğiniz erkekle uyuyacaksınız. İş işten geçmeden, yastık yığınının tam ortasına geçerek gerine gerine uyumak sizin de hakkınız.

İstediğiniz bir şeye tüm paranızı yatırın
Çok zengin biriyle evlenmediğiniz takdirde, istediğiniz bir şeyi almadan önce hep hesap kitap yapmanız gerekecek. Hazır kendinize yatırım yapabilecek durumdayken, o çok istediğiniz çantayı ya da içinde kendinizi çok seksi hissettiğiniz o ayakkabıları satın alın. Maaşınızın çoğunu yatırmış olsanız bile, bu sizin paranız, öyle değil mi?

Lastik değiştirmeyi öğrenin
Güç gerektiren bazı işlerde bir erkekten yardım istemek gerçekten güzel olabilir. Ama siz yine de kendi kendinize yetmek istemez miydiniz? Lastiğiniz patladığında yardım için saatlerce bekleyeceğinize, bu iş nasıl yapılır öğrenin. Kendinizi daha güçlü ve yenilmez hissedeceksiniz.

Banyonuzu pelüşlerle süsleyin
Sevgilinizin tuvaleti kullandıktan sonra klozet kapağını kapamamasından şikayet ettiğinizi duyar gibiyiz. Siz iyisi mi, klozet kapağını pelüş bir örtüyle kapatın. Böylece hem bu tip süslemelere gözü alışacak, hem de kapağı kapamadan banyodan çıkamayacak. Evlenmeden ve kimse size laf etmeye başlamadan önce kokoş tarafınızı olabildiğince yaşatmaya bakın.

Bir evcil hayvan edinin
Eşinizin bir kediye ya da köpeğe pamuk ismini koyma olasılığının çok düşük olduğunu eminiz siz de kabul edersiniz. Siz en iyisi şimdiden kendi köpeğinize istediğiniz ismi verin ki ileride kocanızla aranızda bu yüzden bir tartışma çıkmasın. Yatağınıza daimi bir erkek almadan önce, evcil hayvanınızla yatakta bol bol zaman geçirmenin keyfinden de geri kalmayın.

Para biriktirin
Sadece güzel bir düğün yapabilmek için değil, kendiniz için de kenara para koyun. Bu, vadeli hesap açmak, altın almak veya bir emeklilik planına dahil olmak şeklinde olabilir. Tüm hesaplarınızı eşinizle paylaşmaya başlamadan önce, para biriktirmeye başlayın. İleride ne olacağını bilemezsiniz; siz kendinizi güvence altına aldığınızdan emin olun.

Ailenizle daha çok zaman geçirin
Arkadaşlarınızla vakit geçirmek veya sevgilinizle baş başa kalabilmek için ihmal ettiğiniz ailenizle ileride ne kadar zaman geçirebileceğinizi bilemezsiniz. Şu anda yaşadığınız yere uzak bir ülkede yaşayan biriyle evlenmeye karar verdiğinizde her şeyi bırakıp gitme olasılığınız her zaman var. Ailenizi yılda sadece bir ya da iki defa tatillerde görme olasılığınızı düşünerek, onlarla daha çok birlikte olun.

İstediğiniz kadar yiyin
Zayıflık veya fit kalma takıntısı sadece kadınlarda değil, erkeklerde de var. Yanlarında hep güzel vücutlu kadınların olmasını isteyen erkekler, evlendiklerinde eşlerinin üzerinde hakimiyet kurmaya çalışırlar. Siz de her yediğinize karışan biriyle evlenebileceğinizi hesaba katarak, olabildiğince abur cubur tüketin.

Banyoda istediğiniz kadar zaman geçirin
Sabahları duşa girdiğinizde arkanızdan birinin duşa gireceği düşüncesi sizi hızlı hareket etmeye zorlayabilir. Siz en iyisi şimdiden suyunuzu istediğiniz kadar harcayıp, banyoda olabildiğince fazla zaman geçirin.

Hayranlık derecenizi abartın
Bazı film ya da dizi yıldızlarına olan hayranlığınızı bazı erkekler anlamayabilir. Bunun için onları zorlamayın. Bekar günlerinizin tadını çıkartın ve bilgisayarınızın duvar kağıdını Josh Holloway yapmaktan, kapınızın arkasına Jude Law”un posterini asmaktan çekinmeyin.

Hayalinizdeki düğünü planlayın
Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayın ve düğününüz için plan yapın. Bol bol dergi karıştırın, düğün mekanlarından fiyatlar alın ve kuyumcuların kapısını aşındırın. Erkeklerin böyle şeylere tanık olduklarında kaçabileceğini düşünerek içinizden geldiği gibi araştırma yapın.

evliliğinizde sorun varsa

Evliliğinizde sorun varsa... Her evlilikte bazı sorunlar yaşanır, önemli olan bu sorunları büyütmemek. Mutlu bir evliliğin 13 sırrı… 1- Daima neşeli, bakımlı, pozitif görünün. Güzel kokun, temiz olun ve en baştan çıkarıcı kıyafetleri kocanız için giyin.

2- Münakaşalarınızda yapıcı, arabulucu, şahsiyetli fakat ısrarcı olmayın. Sakın aşağılamayın, erkeklik veya kazanç ile ilgili bir şey söylemeyin.

3- Seksi asla bir ceza olarak uygulamayın. Yatak ayırmak yapılacak en büyük hatadır.

4- Birbirinizle daima flört edin. Elinize geçen her anı dokunarak, öperek, el ele tutuşarak veya uzaktan dahi olsa göz göze bakışarak değerlendirin.

5- Münakaşalarda, 1-2 dakika sonra başka odaya geçin ve daha ileri gitmesini önleyin. Kızgınlık veya küfürlerinizi kendinize saklayın. Karşı taraf bunları duymasın. İleride yalnız bu lafları hatırlar.

6- Tenkitlerinizde önce iyi tarafları ön plana çıkarın. Sonra değişmesini istediğiniz konuları zarifçe belirtin.

7- Açken; yorgunken; kızgınken; regli iken ve arabada, yemek sofrasında, başkalarının yanında münakaşa yaratabilecek konulara girmeyin.

8- Alttan alırken kendinizi ezilen, taviz veren, kendisine haksızlık yapılan taraf diye görmeyin. Siz aslında “huzurunuzu satın alıyorsunuz”. Birkaç gün sonra her şey yolunda iken kırgınlığınızı yumuşak ifadelerle dile getirin ve bir daha olmamasını dileyin, isteyin.

9- Romantik atmosfer yaratın; çocuklar olmadan baş başa kalma yolları arayın.
10- İletişim evlilikte esastır. Aranızda halledemeyeceğiniz hiçbir şey olmamalı, ruhsal olarak aranızdan bir parşömen kağıdını bile geçirtmeyecek kadar kenetlenmelisiniz.

11- Tabii sevgi esastır. Birbirini sevmeyen kişiler belki çocukları için dayanırlar. Ancak giden gençlikleri, huzurları ve sıhhatleridir. Panik ataklar; korkular; psikosomatik rahatsızlıklar hep böyle evliliklerin bize seneler içinde getirdikleridir.

12- İyi bir evlilik ortada ne kadar birleştiğimizdir. DNA ve yetiştirilme farklılıkları değişmez. Ama hangi konularda ne kadar eğilebiliyor, birbirimize ne kadar deyebiliyorsak, o kadar başarılı bir evliliğimiz var demektir.

13- Birlikte hareket ederek; çocuğunuza karşı tek ses olun ve tek terbiye verin.

kocanızı nasıl eğitirsiniz

Kocanızı nasıl eğitirsiniz? Evlendiğinizden beri bir türlü kocanıza istediklerinizi yaptıramıyor musunuz? Onu eğitmek için bu yöntemleri denemenizde yarar var… Bir dediğinizi iki etmeyen, itaatkâr bir kocanız mı olsun istiyorsunuz? ABD”li Amy Sutherland”in 4 adımda başarıya ulaşan yöntemi…

Evin orasına burasına dağılmış kirli çamaşırlardan… Bir omlet uğruna savaş alanına çevrilmiş mutfak manzaralarından… Randevu yerine sanki Yemen”den geliyormuşçasına geç kalmalardan… Anahtardan dosyaya, tıraş losyonundan cep telefonuna kadar ne kaybedilse, sizi sorumlu tutan tavırlardan… Uzun lafın kısası, tertipten, düzenden nasibini almamış, dağınık, aklı bir karış havada kocanızdan yorulup, sıkılıp, usandıysanız… “Bir mucize formül bulsam da şunu şöyle bir yeniden yaratsam.” diyenlerin imdadına yetişen bir kitap ABD”de piyasaya çıktı.

Tipik şikâyetler

Kitabın yazarı, ABD”li gazeteci Amy Sutherland, ne bir ilişki uzmanı ne de evlilik danışmanı. Kendisinin, “Savsak kocanızı nasıl hayallerinizdeki ideal eşe dönüştürürsünüz?” tarzında, bir çeşit Güzin Abla haline geliş macerası hem komik hem ilginç. Amy”nin 12 yıllık evlilik geçmişlerine rağmen hâlâ âşık olduğu kocası Scott, pek çok hemcinsi gibi unutkan, dalgın, ihmalkâr, her yere geç kalmayı seven, kararsız ve değişken bir mizaca sahipti. Amy de kimi zaman homurdanarak, bağırıp azarlayarak kendince bir yol tutturdu. Ancak bütün bu serzenişleri işe yaramadı. Evlilik danışmanı da derdine çare olmadı.

Tam umudunu kesmişken

Meseleyi çözmekten umudunu kesen Amy”nin hayatı ve erkeklere bakış açısı, konuyla son derece alakasız bir proje sayesinde değişti. O dönemde egzotik hayvan eğitmenleri hakkında yazması gereken bir kitap vardı. Bu nedenle hayvanların yaşadıkları değişimi anlamak amacıyla Kaliforniya”ya gidip gelmeye başladı. Bu eğitimler sonucunda, sırtlanlar bir emirle tek ayakları üzerinde dönüşler yapıyor, pumalar tırnaklarını kestirmek için pençelerini uzatıyor, denizaslanları burunlarının ucunda top oynatıyor, babunlar kaykay kullanıyordu.

Amy uzun eğitim süreçlerini izlerken, kafasında sihirli bir ampul yandı. Yırtıcı, egzotik yaratıklar bütün bu imkânsız hareketleri, davranış biçimlerini yapabiliyorlarsa; bu tekniklerin, evdeki bambaşka bir tür üzerinde de olumlu sonuçlar verebileceğini düşündü. Acı ama gerçek… Bu farklı tür, inatçı ama sevimli kocası Scott”tan başkası değildi.

Film teklifleri aldı

Amy Sutherland, bu garip deneyini ve kendince elde ettiği başarıyı ilk olarak 2006″da, The New York Times gazetesinde kısa bir makale olarak yayımladı. Makalesi o yılın, elektronik postayla en çok gönderilen hikâyesi seçildi.

NBC”nin ünlü ‘The Today Show”una konuk oldu. Hollywood”dan film teklifleri aldı, hatta bir tanesini kabul etti. Son olarak Şubat 2008″de ‘Shamu Bana Hayat, Aşk ve Evlilik Hakkında Ne Öğretti? Hayvanlardan ve Eğitmenlerinden İnsanlar İçin Dersler” adlı kitabı piyasaya çıktı.

Koca eğitiminin temel kuralları

- Olumlu davranışı takdir ettiğinizi belli edin. Kirli sepetine bir tek çorap bile atsa teşekkür edin.

- Hoşunuza giden bir şey yaptığında bir öpücükle, sevdiği bir yemekle, vs. ödüllendirin.

- Unutmayın! Tepkinin iyisi de kötüsü de davranışı körükler.

- Hoşunuza gitmeyen tavırları sabırla görmezden gelin.

- Sakın boşu boşuna dırdır etmeyin! İşe yaramaz.

- Azarlamak, bağırmak sadece erkeğin sıkıcı huylarını müzminleştirmeye yarar.

- Etrafa atılmış kirli çamaşır sadece kirli çamaşırdır. Kişisel olarak algılamayın!

- Kocanızı sizden çok farklı, bambaşka bir tür gibi kabullenin. Böylece objektif olabilirsiniz.

- Hatayı kendinizde de arayın. İşe yaramayan stratejileri değiştirin.

- İlgisini başka yöne çekin.

Ders 1: Yaklaştır

Amy”nin egzotik hayvan eğitmenlerinden öğrendiği temel ders, beğendiği davranışı ödüllendirmek, beğenmediğini ise görmezden gelmekti. Dırdır etmek, azarlamak söz konusu değildi.
Kaliforniya”dan Maine”deki sıcak ama dağınık yuvalarına döndüğünde, Amy, Scott”a tamamen farklı davranmaya başladı. Örneğin, Scott çamaşır sepetine kirli tişört mü attı, hemen teşekkür etti. İkinci kirli çamaşır için öpücükle ödüllendirdi. Bu arada yatak odasının yerinde duran kirli yığınının üstünden, tek bir ters laf bile etmeden usulca geçip gitti. Zamanla fark etti ki Scott, Amy tarafından takdir edilmenin keyfini çıkarırken etraftaki kirli yığınları da küçülmeye başladı. Bu yöntemin adı ‘yaklaştırma”ydı.

Ders 2: Sabret

Eğitmenin beğenmediği davranışlara en ufak bir tepki vermemesinin adı ise ‘en az güçlendirici sendrom”. Zira pozitif ya da negatif herhangi bir tepki, davranışı körüklemekten başka bir işe yaramaz. Oysa hiçbir tepki verilmediğinde, o davranış biçimi zamanla yok oluyordu. İşte bu nedenle Amy kendini çok zor tutsa da hoşuna gitmeyen tavırlara kayıtsız kalmaya karar verdi.

Ders 3: İmkânsız kıl

Uyguladığı üçüncü teknik ‘uyuşmaz davranış” kavramıydı. Bu yöntem, dikkati başka bir noktaya çekerek, istenmeyen davranışın yapılmasını engellemeye, mümkünse imkânsız kılmaya yönelikti. Amy bu tekniği kendisi yemek pişirirken Scott”ı mutfaktan uzak tutabilmek için kullandı. Ayağının altında dolaşmaması için salonun uzak bir köşesine bir çanak cips ve salsa sos koydu, parlak fikri tabii ki işe yaradı.

Ders 4: Kişisel alma

Dördüncü kural ise hataları asla kişisel olarak ele almamaktı. Eskiden Scott”ın münasebetsiz tavırlarını hakaret gibi ya da değer görmediğinin işareti olarak algılayan Amy, buna da son verdi. Eğitmenlerin mottosunu benimsedi: ‘Hata hiçbir zaman hayvanda değildir.” Böylece kendi tepkilerini ve yanlışlarını da tahlil etmeyi öğrendi. Scott”ın kimi içgüdüsel tavırlarının köklü ve değişmez olduğunu kabullendi. Artık eskiye oranla, sivri uçları biraz daha yontulmuş bir kocası ve daha hoşnut olduğu bir evliliği vardı. Üstelik bu durumu anlayan kocası, üzerinde böyle bir teknik uygulanmasından hiç gocunmadığı gibi, taktiği kapıp Amy üzerinde denemeye başlamıştı.

Sayfalar: 1 2 sonraki